Ramazanda Beslenme Önerileri

Bu yazımızda ramazanda beslenme konusunu inceleyeceğiz. Toplum olarak hayatımızda önemli bir yer tutan Ramazan ayı geldi çattı. Ramazan ayının ruhumuza verdiği manevi huzur elbette yadsınamaz. Ancak bu süreci zayıflamanın bir yolu olarak görmek yapılan yanlışların başında gelmektedir. Zaten uzun süre aç kalıyoruz, midemiz küçülüyor bir şey yemek istemiyoruz, ee sonrasında da zayıflarım diyenleri duyar gibiyim. Bu hataya düşmemekte fayda var. Devamını Oku

Anne Adaylarına Özel: Hamilelikte Beslenme

hamilelikte beslenme

Güzel Anne Adaylarına Hamilelikte Beslenme Tavsiyeleri

Tebrikler! Artık içinizde sizden bir parça var. Onu korumak, kollamak, beslemek, sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlamak belki de şuan en temel vazifeniz. Öyle görüyorsunuz değil mi? Evet haklısınız. Çünkü siz ne yerseniz bebeğinizde onu yiyecek, ne hissederseniz onu hissedecek. Bu süreçte düşünmeye başlayacaksınız. Neler yapmam gerekiyor? Ne yersem bebeğimin gelişimi için faydalı olur? Acaba çok kilo alır mıyım? Bebeğim kaç kilo doğar? Panik yapmaya gerek yok. Hamilelikte beslenme konusunu detaylı olarak okuyun 🙂 Devamını Oku

Anoreksiya Nervoza Erkeklerde Görülür Mü?

Anoreksiya Nervoza:  Anoreksiya nervoza genellikle ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde yani onlu yaşların ortası ile sonlarına doğru ortaya çıkar. Kişinin beden algısına yönelik bozukluğu ile ilişkili, kişinin fiziksel bütünlüğünü tehdit edecek şekilde yememesi ve kilo vermeye çalışması ile karakterize yeme bozukluğudur.

Anoreksiya nervoza hastalarının %5-10  kadarının erkek olduğu söylenmektedir. Cinsiyetin hastalığın seyrine etkisi konusunda ise bilgiler çelişkilidir. Genel olarak erkeklerdeki klinik seyrin kızlara benzediği, ancak erkek hastaların sayılarının azlığı nedeniyle var olan farklılıkların yeterince açıklanamadığı düşünülmektedir. Ayrıca erkeklerde anoreksiya nervozanın kadınlara göre daha kolay gizlendiği de bilinmektedir. Çünkü erkek hastaların, kıyafetler ile sıskalık görüntüsünü daha kolay kapatabilmesi ve en önemlisi ikincil amenore ( adet kesilmesi ) durumu olmamasıdır.

Erkek bir anoreksiğin daha fazla genetik yük ve daha fazla bireysel ve çevresel zorlanma göstermesi beklenir. Bu durumların sebepleri tamamen arka planda görülmeyen premorbid risk faktörleri ile ilgilidir.

Peki bu faktörler nelerdir?

  • Babalarda ve kardeşlerde obezitenin olması,
  • Aşırı koruyuculuk
  • İç içe geçmişlik
  • Evden ayrılma ve
  • Kimlik bunalımı gibi faktörler çoğunlukla tanımlanan tetikleyicilerdir.

Tedavi neyi içermelidir?

  • Kaçınma davranışı
  • Bunu güdüleyen, altta yatan dislipofobi – normal vücut ağırlığı korkusu ve
  • Dislipofobinin altında yatan olgunlaşma problemi tedavinin ana hatlarını oluşturmalıdır.

Hasta ne kadar iyileşmeye dair sözler vermiş olsa dahi, eğer psikoterapötik ilişki etkili değilse hiçbir şey onları uzun süreli tedavide tutamayacaktır. Bu yüzden;

  • Psikoterapötik ödev
  • Ailenin tedaviye dahil edilmesi ve
  • Bölünmeye karşı korunmak gerekir.

Ayrıca anoreksiya nervoza tanısı almış bireylerin çoğuna baktığımızda başka psikiyatrik hastalıkların da eş zamanlı ortaya çıktığı görülmektedir. Bu yüzden bireyin uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi ve gerekli farmakolojik tedavinin de sürece dahil edilmesi gerekebilir.

Genel tabloya baktığımızda ise asıl sorumluluk ailelerde bitmektedir. Çocuklarının ergenlik dönemine girmesi ile birlikte beden imgelerinin değişmesi ve kimlik kazanımı süreci içerisinde yaşadıkları sorunlara yönelik aile daha destekleyici bir tutum sergilemelidir. Özellikle erkek hastalarda anoreksiya belirtilerinin daha zor fark edilmesinden dolayı ailelerin daha iyi bir gözlemci olması şarttır.

Yaşlılarda Malnutrisyon

Yaşlılarda malnütrisyon ve beslenme kapsamında 2009 da İngiltere’de bir araştırma yapılmış ve yapılan bu araştırmaya göre Avrupa’da 33 milyon insan malnütrisyon riski taşıyor. Dahası bunun daha çok huzur evlerinde, bakım evlerinde ve hastanelerde rastlanması.

Peki malnütrisyon kriteri nedir? Nasıl anlaşılır?
Yaşlı bir birey son 6 ay içerisinde kilosunun yüzde 10’unu kaybetmiş ise veya beden kitle indeksi 21’in altında ise kişi yetersiz besleniyor demektir. Yaşlı birey kilo kaybediyorsa, ölüm tehlikesi yaşıyordur.Bir çok faktör yetersiz beslenmeyi ve kilo kaybını açıklar: özerklik kaybı, depresyon, iştah azalması,ağız ve diş sorunları, hastalık, ilaç veya zayıflık. Bu nedenler genelde zor kırılan bir kısır döngü oluşturur.

Malnütrisyon için 12 alarm sinyalleri:

Erişilmez gelirler (asgari ücret)
Bağımsızlığını kaybetme
Depresyon, yalnızlık, dulluk
Ağız ve diş sağlığı
Diyet
Yutma zorlukları
Günde 2 öğün beslenme
Kabızlık
Günde 3 ten fazla ilaç alımı
Kilo kaybı
Kanda 35 mg/l dan daha az albümin
Hastalık

Malnütrisyon riskini engellemek için neler yapmalıyız?
Yaşlı bireyin bağımsız olarak hareket etmesi çok önemlidir. Örneğin yürüyüş, kendi alış verişini yapması, bahçede oyalanması, dışarıya çıkıp bir şeyler içmesi, vs…

Malnütrisyon sonuçları:
Düşme tehlikesi
Hastane yatışları
Daha fazla komplikasyonlar
Uzun süreli iyileşme
Hastalıklar ve ilaç kullanımlarında artış
Bilinç bozuklukları
Yüksek ölüm riski
Yüksek masraflar

Yaşlı birey ne kadar çok hareket ederse, o kadar yavaş yaşlanır. Fiziksel aktivite hem kas
kitlesini korur hem kemik yapısını korur. Ne zaman aktif hareket etmeyi bırakır, o zaman
yetersiz beslenme riski taşır ve kas kitlesinin yavaş yavaş azalmasına neden olur.

Ne kadar çok ilaç, o kadar az besin

İlaç kullanımı genelde yemek öncesi su ile alındığından, yemek daha az tüketilir ve böylece iştah azalır. Burada hekimlerin bu sorunu göz önünde bulundurup ona göre reçete hazırlamaları önerilir. Bir diğer sorun ise uyku düzenleyiciler ve anksiyete ilaçları. Bu tarz ilaçlar uykulu hali arttırdığından kilo kaybı riskini arttırıyor. Bu şekilde normal hayat süremiyorlar.

Domino taşı etkisi

Saydıklarımızın hepsi bir düşüşe neden olduğu gibi yaşlı bireyin hızla gerilemesine sebep oluyor. Bir sakatlanma aynı zamanda iyi beslenmeyi de gerektiriyor. Sakatlanmaya bağlı iştahsızlık, depresyon ve özerklik kaybı da kaçınılmaz oluyor. Kısır döngü oluşuyor ve yatağa bağlılık kaçınılmaz oluyor. Sakatlanma ile birlikte susuzluk, hastalıklar, komplikasyonlar, bilişsel gerileme vesaire ortaya çıkıyor.

Hastane büyük bir tehlike mi?

Yaşlı bir bireyin günlük besin ihtiyaçları normal bir yetişkinin günlük besin ihtiyaçları ile aynıdır. Yeterli miktarda protein ve kalsiyum alması kaçınılmazdır. Gerekirse besinler veya yemekler protein takviyeleri ve ekstra kalori ile zenginleştirilmelidir. Hastane bakımları her ne kadar son yıllarda düzelmiş olsa da (huzur evleri, bakım evleri ve hastaneler) yaşlıların bakımları olması gerektiği düzeyde değil. Bu nedenle, bire bir bakım daima tercih edilen ve en sağlıklı çözüm.

Hastane yatışı ne zaman gerçekleşmeli?

Hafıza problemleri: Depresyon, demans, davranış bozuklukları, vs…
Kronik sorunlar: kabızlık, inkontinans, ağrı, …
Diyabet ve komplikasyonlar
Parkinson
Özerklik kaybı
Osteoporoz
Düşme, yürüme ve denge bozuklukları, baş dönmesi
Kansızlık
Beslenme bozuklukları
Teknik araştırmalar

Daha sağlıklı ve doğru bir yaklaşım nasıl olmalı?

Kurumlarda bakıcıların eğitilmesi ve gerekli önlemlerin alınması ile birlikte riskli yaşlıların teşhis edilmesi ve gereğinin yapılması en doğru bir adım olacaktır. Teşhisi ise kurumlara başvuru yapıldığında, kısa bir anamnez doldurarak yapılabilir. Böylece yetersiz beslenme, kilo laybı veya psikolojik rahatsızlıkların olup olmadığı görülebilir. Huzur evlerinde aynı zamanda personele ve ahçıya gerekli eğitim verilmeli. Örneğin; ahçının yaşlılara göre bir menü hazırlayıp gerekli yerlerde protein ilaveleri yapıp, yaşlı bireyin damak tadına uygun bir yemek haline getirip tüketimini kolaylaştırması gerekiyor. Bir çok yerlerde bu eksik. Yaşlı bireyler genelde ağız sağlığında sorunlar yaşayan kesimdir. Buna dikkat etmeksizin yemekler veriliyorsa, kişinin sağlık durumu çok stabil olmamakla beraber düzeleceği yerde daha fazla geri gider. Personel konusuna gelince, yaşlılara yardım etmeli, öğünlerde gerekli görüldüğünde yemekleri önceden kesip kişinin çok fazla zorlanıp yemek yemekten vazgeçmemesini sağlamalı.

Bütün bunlar nasıl kolaylıkla takip edilebilir?

 Yemek dağıtımından sorumlu personel kişinin yemeğini bitirip bitirmemesini kontrol edip not alabilir.
 Hemşire bilgileri biriktirip not tutabilir.
 Fizyoterapist kişinin çok fazla düşüp çok fazla sakatlanmalarını tutabilir. Yaşlı birey yemeğini bağımsız yiyemiyorsa ona göre çatal bıçak verilir veya eğitilir.
 Kişi yutma zorulukları çekiyorsa, konuşma terapisti ekibe dahil olur.
 Ahçı ona verilen bilgilere göre yaşlıların ihtiyaçlarına göre bir menü düzenler ve gerekli besin ilavelerini yapar.
 Tüm bunlar sorumlu hekim ile paylaşılır ve süreç tartışılır.

Kişi kendi evindeyse nelere dikkat edilmeli?

 Kişinin dış dünyadan fazla izole yaşamaması. Aile ziyaretleri çok önemli.
 Aile hekimi ile irtibat halinde olunması (kilo kontrolü, ilaç kullanımı vs..).
 Yemekler tüketiliyormu? Buzdolabı kontrolü sağlanabilir.
 Bakımı için özel hemşire gerekli mi? Psikolojik durumu nasıl? Kişi ile iletişim halinde olmak veya mümkünse birlikte yemek yemek onu rahatlatabilir.

Beslenme

Hastane ortamında: Multidisiplinli çalışma: yaşlı birey, hemşire, hasta bakıcısı, diyetisyen, fizyoterapist, logopedist, belki eczacı/ enfeksiyon hekimi ve yaşlı bireyin ailesi. Beslenme’de yemeklerin tadı, kişinin sevdikleri ile sevmedikleri, menülerin takviyeler ile zenginleştirilmiş olmaları çok önemli bir unsur. Yemeklerin kıvamı ve görüntüleri de ayrı bir özen gerektiriyor. Şayet öğünler fazla gelir ve tabakta artıklar kalırsa, ara öğünler dahil edilir ve gerekli görüldüğünde ise vitamin takviyeleri verilir. 12 saatten fazla aç almamalarına dikkat edilmeli. Su tüketimi unutulmamalı. Bakım evleri ve huzur evlerinde: Multidisiplinli çalışma: aile hekimi, sorumlu hekim, aile, başhemşire, hemşireler, hasta bakıcısı, fizyoterapist, logopedist, diyetisyen, animatör, temizlik personeli, ahçı ve mutfak çalışanları.

 Yemekhane ortamı huzurlu ve keyifli olmalı
 Sağlıklı, değişken ve dengeli beslenme için menüler düzenlenmeli
 Yaşlı bireyi ve ailesini her daim herşeyden h

aberdar etmeli
 Menü düzenlemesinde diyetisyen olmalı
 Personele eğitimler düzenlenmeli
 Her bir yaşlı bireyin beslenme şekli takip edilmeli ve malnütrisyon işaretleri dikkate
alınmalı

Evde:

Profesyonel bakıcılar, aile, arkadaşlar, komşular, sorumlu hekim, fizyoterapist, hemşire, eczacı, temizlikçi, gönüllü bakıcı, vs… Buradaki önem özellikle ev işlerinin kişinin kendisi yapabiliyor olması: çamaşır, bulaşık, giyinmek, yemek hazırlamak, alış veriş listesi düzenlemek ve yapmak, su ve sıvı ihtiyacını karşılayabilmesi. Ev dışındaki aktiviteler örneğin yürüyüş ve bahçede oyalanmak gibi çok önemli. Ev içindeki materyaller yeniden düzenlenmeli. Örneğin halılar, merdiven: inip çıkma sorun teşkil ediyormu, vs… İlaç kullanımı takip edilmeli, kafa karışıklığı işaretleri gözlemlenmeli, bilinç bozuklukları kontrol edilmeli veya bazı durumlarda alkol kullanımına dikkat edilmeli.

Diyet ile Balık ve Deniz Ürünleri

deniz urunleri

Haftada 2 defa balık tüketilmesi her diyetisyenin önerisidir. Balığın bu kadar değerli olması sağlığımıza faydaları olmasından ziyade olumlu yağ asitleri kompozisyonundan ötürü. Balık, et ve süt ürünlerinden daha az kalorilidir ve yüksek protein oranına sahip olmakla birlikte olumlu amino asit bileşimi içerir. D vitamini, B12 vitamini, selenyum, iyot ve taurin balık ve deniz ürünlerini daha cazip kılıyor.

EPA, DHA ve Omega-3 yağ asitlerinin iskemik kalp rahatsızlıkları üzerinde olumlu etkisi olduğu biliniyor. Fakat balık tüketiminin depresyona, davranış bozukluklarına ve bağışıklık sistemi üzerinde de etkili olduğu yönünde işaretler mevcut. Balık yağları muhtemelen bilişsel işlevler ve Alzheimer gibi dejeneratif hastalıklara karşı savaşıyor. Balık yağ asit bileşenin bu konuda etkisi olduğu düşünülsede, diğer içeriklerinde sorumlu olduğuna dair çalışmalar var. Burada ahtapot ve kabuklu deniz hayvanları içerisinde bulunan ve bir amino asit olan taurinin sağlığa yararlarına odaklanacağız.

Diyet
Diyet ile Balık ve deniz ürünleri, Omega-3 yağ asitlerinden daha fazlası…
February 9, 2016
|
Uzm. Dyt Emel YILMAZ
Haftada 2 defa balık tüketilmesi her diyetisyenin önerisidir. Balığın bu kadar değerli olması sağlığımıza faydaları olmasından ziyade olumlu yağ asitleri kompozisyonundan ötürü. Balık, et ve süt ürünlerinden daha az kalorilidir ve yüksek protein oranına sahip olmakla birlikte olumlu amino asit bileşimi içerir. D vitamini, B12 vitamini, selenyum, iyot ve taurin balık ve deniz ürünlerini daha cazip kılıyor.

EPA, DHA ve Omega-3 yağ asitlerinin iskemik kalp rahatsızlıkları üzerinde olumlu etkisi olduğu biliniyor. Fakat balık tüketiminin depresyona, davranış bozukluklarına ve bağışıklık sistemi üzerinde de etkili olduğu yönünde işaretler mevcut. Balık yağları muhtemelen bilişsel işlevler ve Alzheimer gibi dejeneratif hastalıklara karşı savaşıyor. Balık yağ asit bileşenin bu konuda etkisi olduğu düşünülsede, diğer içeriklerinde
sorumlu olduğuna dair çalışmalar var. Burada ahtapot ve kabuklu deniz hayvanları içerisinde bulunan ve bir amino asit olan taurinin sağlığa yararlarına odaklanacağız.

‘Kabuklu deniz hayvanları içerisinde yüksek oranda bulunan taurin kalp ve beyin üzerinde olumlu etkileri sahip’ Amino asite benzeyen taurin neredeyse bütün insan hücrelerinde yer alıyor. Örneğin beyin hücreleri, omurilik, lökosit, kalp ve kas hücreleri, retina. Taurinin en fazla bulunduğu hücreler ise oksidatif strese maruz kalan hücreler. Eksikliği retina hasarına neden olabilir. Taurin hücrenin içindeki mineral dengeyi sağlaması için çok önemli (potasyum ve magnezyum), hücre dışında ise sodyum ve kalsiyum. Böylelikle kaslar için ise çok büyük önem taşıyor.

Taurin hipertansiyona etkili olduğu gibi kötü kolesterol olan LDL kolesterolü’de düşürdüğü söyleniyor. WHO’ nun 16 ülkede yaptığı bir araştırmada taurin kalp ve damar
hastalıklarında değerli bir öngürüye sahip. Taurin oranı ne kadar yüksek olursa, kalp ve damar hastalıkları riski o kadar düşük olur.

Yapılan hayvansal deneylerde taurinin anksiyolitik özellik gösterdiği saptanmıştır.
Taurin içeren besinler ise balık, kabuklu deniz hayvanları ve kırmızı et. Özellikle kabuklu
deniz hayvanları midye ve istiridye gibi taurinden zengindir. Sağlıklı beslenerek vücut günde 40 ile 400 mg arasında taurin alıyor. Taurinden zengin besinler tüketmeyenler ise taurin eksikliği yaşıyor.

Enerji içecekleri içerisindeki taurin ise ölçülü tüketildiğinde zararlı değildir. Ölçülü
tüketimde ise günlük yarım kutu ile 1,5 kutu öneriliyor. Önerilenden daha fazla tüketildiğinde ise taurin istenmeyen yan etkiler gösterebilir.

Aç Kalmadan Zayıflamak

Fazla kilolarımızdan kurtulmak, yağlarımızın erimesini sağlamak veya zinde kalmak için diyet yaparız. Diyet yaparken dikkat edilecek ilk baştaki kural kesinlikle herhangi bir sağlık sorununun olmamasıdır. Eğer çok ciddi sağlık sorunu yoksa doktor veya diyetisyen tavsiyesi ile diyet yapmak mümkündür. Bazı kişiler diyet yapmayı aç kalmak olarak algılayabilir ama aç kalmadan zayıflamak artık uzman diyetisyenlerimiz sayesinde oldukça kolay hale gelmiştir.

Aç kalmadan zayıflamak için diyet uzmanlarımızdan sizin cinsiyetinize, fiziğinize, vücut yapınıza, metabolizmanıza en uygun programlar hazırlanmakta ve sağlıklı bir şekilde diyet yapmanız sağlanmaktadır. Diyet yapmak sabır ve irade gerektiren bir programdır. Ve küçük egzersizlerle desteklendiğinde çok daha başarılı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Diyet yaparken kendinizi diyet yapma fikri ile zorlamayın. Rahat olun ve ileride ortaya çıkacak sonuçları düşünerek konsantre olun. Yeme alışkanlığınızı düzene soktuğunuzu düşünün. Şok diyetlerden her zaman uzak durun. Çünkü bu tarz diyet yaptığınızda sağlıksız bir zayıflama geçireceğinizden dolayı şok diyeti bıraktığınız an verdiğiniz kiloları hatta daha fazlasını geri alırsınız. Aklınızdan sağlıklı yaşamak ve sağlıklı beslenmek için diyet yaptığınızı geçirin. Hızla kilo vermeye odaklanmayın. Saat saat kilonuzu ölçüp farklı
psikolojilere girmeyin. Vermek istediğiniz kilo çok fazla olsa da küçük hedeflerle yolunuzda ilerleyin. Asla umutsuzluğa kapılmayın ve zamanın çabuk geçtiğini unutmayın. Uzmanlarımız tarafından sizin için hazırlanmış özel programlar sayesinde bir süre sonra fazla kilolarınızdan kurtulmuş fit bir vücuda ulaşmış olduğunuzu göreceksiniz. Asla aç kalmayın. Aç kalmak diyetin bir parçası değildir. Kontrollü yiyerek beslenmek hem kilo vermeniz hem de sağlığınız açısından çok önemlidir.

Aç kalmadan zayıflamak uygulanan diyetlerin başlıca temelinde yatar. Ekmek yemezseniz zayıflarsınız mantığından kurtulmanız lazım. Kontrollü ve uygun ekmek tüketimi asla kilo aldırmaz. Bol bol meyve, yoğurt gibi ürünler tüketmek hem sağlığınız hem uygulayacağınız diyet içerisinde her zaman faydalı olacaktır. Aç kalmadan zayıflamak için ana öğünlerinizi ve ara öğünlerini asla kaçırmamanız lazımdır. Hem işlerinize odaklanıp hem diyet yaptığınızda kendinizdeki farkı çok çabuk hissedeceksiniz. Yılların tecrübesi ve profesyonelliği ile sizlere aç kalmadan zayıflamak konusunda metabolizmanıza ve vücudunuza en uygun diyeti seçmekteyiz.

Metabolizmayı Hızlandıran Besinler

Metabolizma hızı her insan için farklıdır. Kişinin yaşı, cinsiyeti, kas yoğunluğu, vücudunda bulunan yağ miktarına göre değişiklik göstermektedir. Dolayısı ile bazı insanların vücudunun normal işlemlerini yerine getirmesi için 1300 kalori yeterken bazı kişilerde ise 2000 kalori yeterli olmaktadır. İnsanların metabolizması bazal ve dinlenir olmak suretiyle iki farklı şekilde ölçülmektedir. Metabolizma hızı organların çalışması için vücudun ihtiyaç duyduğu kalori değeridir. Metabolizmayı hızlandıran besinler sayesinde vücudunuz dinlenir halde iken daha fazla kalori yakarak daha fazla kilo verilmesi
mümkündür.

Metabolizmayı hızlandıran besinler tüketilmesinin yanında asla kahvaltı öğünü unutulmamalıdır. Ayrıca vücudu aç bırakmak yerine sık sık küçük öğünler tüketmek, hafif egzersizlerle desteklemek çok daha sağlıklı şekilde kalori yakımı için etkili olan unsurlardır. Metabolizmayı hızlandıran besinler denince ilk akla gelen ürünlerden bir tanesi acı biberdir. Çünkü acı biber tüketildikten birkaç saat sonra metabolizma hızını maksimum iki katına kadar arttırmaktadır. Böylece yemeklerinizde kullandığınız pul biber, acı toz biber, sivri biber sayesinde metabolizmanız biraz daha hızlı çalışmaya başlar. Acı biber dışında kekik, kişniş, tarcın gibi baharatlar da metabolizmayı hızlandıran besinler arasında yer almaktadır. Baharatların dışında zencefil de metabolizmayı % 20 daha hızlandıran ir
gıdadır. Soğuk veya sıcak olarak içilen yeşil çayın da içinde kafein bulunmasından dolayı
metabolizmayı hızlandırdığı görülmektedir. Yeşil çayın yanı sıra kafein içeren kahveler, oolong çayı, normal çay gibi içecekler de metabolizma hızına etki eden besinler arasında yer almaktadır. Bunların dışında proteini bol ürünler, brokoli, ıspanak, kale, elma, portakal, greyfurt, lahana, yulaf, kepekli tahıllar, fındık, badem ve kabak çekirdeği gibi lifli besinler de metabolizmayı hızlandıran besin gruplarındandır.

Metabolizmayı hızlandıran besinler tüketmenin yanında gün içerisinde bol bol su içmeniz önerilmektedir. Günde sekiz bardak su içmek metabolizmayı hızlandırmaktadır. Ayrıca düşük tempoda ama uzun süreli yapılan egzersizler sayesinde metabolizma hızını arttıran kalori yakmanıza yardımcı olan diğer unsurlardandır. Ama özellikle kahvaltınızı aksatmamanız, ayrıca az az sık öğünler ile beslenerek metabolizmanızı hızlandırıp kontrollü bir şekilde kalori yakmanız sağlığınız için çok önemlidir.

Kalça Eriten Öğütler

Birçok insan özellikle basen ve kalça bölgelerindeki kilolardan şikayetçidir. Bunlardan bir an önce kurtulmak ve sıkı bir kalça görünümüne kavuşmak isterler. Bu bölgelerdeki yağ ve kilolardan kurtulmak için düzenli yapılan egzersizin ve diyetin çok önemi vardır. Kalça eriten öğünler ile günden gününe kalça ve basen bölgelerinizdeki incelmenin farkına siz de varacaksınız. Yürüyüş ve hafif sporun da desteği ile yapılan diyetler kilo vermenizde daha fazla etkili olduğu bir gerçektir.

Kalça ve basen bölgesinin fazlalıklarından kurtulmak çok zor veya imkansız bir şey değildir. Sizin için uyguladığımız özel diyet programı sayesinde çok kısa sürede bu bölgelerdeki değişimin farkına varacaksınız. Kalça eriten öğünler tüketerek bu bölgede ki istenmeyen kilolarınızdan rahatça kurtulabilirsiniz. Ancak bazen bilinçsizce yapılan diyetler yüzünden kilolardan kurtulmak yerine kalıcı kilolara sebebiyet verilmektedir. Bunu engellemek için sağlıklı şekilde basen ve kalçalarınızdaki kiloları eritebilir ve kalça bölgesindeki yağlardan ömür boyu kurtulabilirsiniz. Kilo vermek kolay değildir.

Özellikle kalça ve basende bulun kilolar çok daha fazla özen gösterilmesi gereken diyetler sonucu eritebilmektedir. Vücudunuzun metabolizma hızı düşük ise kilo vermenizde oldukça yavaş ilerlemektedir. Bu nedenle metabolizma hızını düzenleyecek ve arttıracak diyetler uygulamak gerekmektedir. Diyet yapmak demek aç kalmak veya insanın kendisini beslenmeden kısıtlaması anlamına gelmez. Sağlıklı şekilde yapılacak diyet sayesinde metabolizmanızı hızlandırabilir ve kalori yakarak basen ve kalça bölgesindeki kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.

Kalça eriten öğünler ile hızlı bir şekilde kilo vermek mümkündür. Bölgesel zayıflama ile kalça bölgesi için hazırladığımız diyet programını uyguladığınızda kalçalarınız sıkılaşmakta ve toparlanmaktadır.Bayanlar erkeklere oranla daha ağır bir şekilde kilo vermektedirler. Bunun nedeni ise erkeklerin fiziksel özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Kas kütlelerinin yoğunlu nedeni ile ayrıca vücuttaki yağ oranlarının daha az olması nedeni ile erkekler daha hızlı kalori yakmaktadır. Bayanların vücudunda biriken yağlar genellikle bacaklar ve kalça bölgelerinde yoğunlaşırken erkeklerde ise bel ve çevresinde daha fazla yoğunlaşmaktadır. Günlük yapılan egzersizlerde bayanlar erkeklere göre daha az kalori yakmaktadır. Bu nedenle sadece egzersiz ile kalori yakmak çok başarılı bir netice olmaz. Mutlaka sağlıklı bir şekilde uzmanlarımız tarafından hazırlanan diyet programlarından faydalanmanız gerekmektedir.